Kurslar hafta içi: 19:00-21:30, Cumartesi-pazar 09:00-12:30 saatlerinde düzenlenecektir.
İmzalanan protokol ile üyelerimiz, üyelerimizin çocukları ve yakınları dershanenin uygulayacağı bütün indirimlerden sonra ekstradan %30 indirimli ücret ile dershaneye kayıt olabileceklerdir.
Her milletin hayatında önemli ve özel günler vardır. Bayramlar bunlardan biridir. Her yıl tekrarlanan bu özel günler dolayısıyla zamana, imkanlarla ve koşullara göre çeşitli etkinlikler düzenlenir ve sevinçli anlar yaşanır. Çünkü bu bir gereksinimdir; toplumun tümüne yönelik bir ihtiyaçtır.
Milletimiz için bu tür özel günler, düğünler, bayramlar; biraraya gelme vesilesidir. Dünyamızın hızla sürüklendiği dijital ve asosyal yaşantıdan bir kurtulma-sıyrılma çabasıdır.
TÜRK ZİRAAT YÜKSEK MÜHENDİSLERİ BİRLİĞİ
BİTKİ KORUMA ÜRÜNLERİ BAYİ VE TOPTANCILIK SINAVI
BASIN BİLDİRİSİ
04 Ekim 2008
Bu; 11.10.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan “Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre Ziraat Mühendislerinin zirai mücadele ilaçlarının toptan ve perakende satışını yapabilmesi için yani ilaç bayisi olabilmesi için sınava tabi tutulmasıdır.
TZYMB, Ziraat Mühendisleri adına, diğer mesleklerde örneği görülmemiş bu sınav rezaletini şiddetle kınamaktadır.
Zirai mücadele Ziraat Mühendisliği mesleğinin ana unsurlarından birisidir, Ziraat Mühendisleri Fakültede bitki koruma ile ilgili dersleri alarak mezun olmuşlar ve Ziraat Mühendisi ünvanını almışlardır.
Kaldı ki,
7472 sayılı “ZİRAAT YÜKSEK MÜHENDİSLİĞİ HAKKINDA KANUN” un 1 inci maddesinde, ‘’Türkiye’de Ziraat Yüksek Mühendisi unvanını taşımak ve Ziraat Yüksek Mühendisliğine mütaallik hak ve salahiyetleri kullanarak mesleki faaliyetlerde bulunabilmek için:
b)Yabancı memleketlerin ziraat fakülteleriyle,yabancı memleketlerin yüksek ziraat mekteplerinden mezun olmak ve yüksek mühendislik vasfını haiz bulundukları Maarif Vekalatince tasdik edilmiş olmak’’ şartı getirilmiştir.
Aynı kanunun 2 nci maddesinde; “Ziraat yüksek mühendisleri mesleki iştigal veya ihtisas sahaları dahilinde olmak üzere araştırma, ıslah, yetiştirme, toprak muhafaza, zirai mücadele, ziraat alet ve makinaları, bahçe mimarisi, toprak tasnifi,toprak,su,gıda, yem, kimyevi gübre, nebat tahlilleri, teknoloji, zootekni, zirai ekonomi gibi bilumum zirai hizmet ve faaliyetlerde bulunmaya, lisans aldıkları veya ihtısas yaptıkları sahalara ait keşif, plan ve projeleri hazırlamaya ve tatbik etmeye, bütün bu sahalarda gerekli kontrol, muayane, ekspertiz, ehlivukuf işlerini görmeye, raporlar tanzim etmeye, zirai danışma büroları ve laboratuvarları açmaya, hususi müessese ve işletmeler kurmaya ve idare etmeye veya bunların mesul müdürlüğünü ifaya salahiyetlidirler” denilmektedir.
Ayrıca 24.1.1992 tarihli Resmi Gazetede “ZİRAAT MÜHENDİSLERİNİN GÖREV ve YETKİLERİNE İLİŞKİN TÜZÜK” te genel çalışma alanları görev ve yetkileri düzenleyen ikinci kısmı Zirai Mücadele, Zirai Karantina ve Tarım İlaçları bölümünde; “Tarım ürünlerinin yetiştirilmesi, hasadı, işlenmesi, depolanması, ambalajlanması ve pazarlanması aşamalarında; her türlü hastalık ve zararlılar konusunda teşhis, ilaç ve metot önerisi, mücadele, planlama ve uygulamaların denetlenmesi, gazlama (fümigasyon) gibi faaliyetler Ziraat Mühendisleri tarafından yürütülür” denilmektedir.
Kanun ve tüzükte bu yetkinin sadece ve sadece Ziraat Mühendislerine ait olduğu, bu yetkiyi ziraat mühendisleri dışında hiç kimsenin kullanamayacağı açıkça belirtilmiştir. Bakanlığın çıkarmış olduğu bir yönetmeliğe dayanarak yapmış olduğu sınavla, ziraat teknisyeni ve teknikerlerine de bu yetkiyi verecek olması yukarda bahsedilen kanun ve tüzüğe aykırıdır. Açıkça hukuka aykırı uygulama yapılmaktadır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, farklı eğitim almış, farklı ünvanlara sahip kişileri aynı sınava tabi tutarak ziraat mühendisliği bilimini yok saymaktadır.
Bu sınavın ve yönetmeliğin iptali için TZYMB ne gerekiyorsa yapacaktır. Gerekli hukuki düzenlemenin yapılması için bizimle aynı düşünen tüm meslek örgütleri ile ittifak içerisinde olacağımızdan kimse şüphe duymamalıdır.
Saygılarımla.
Fehmi KİRAZ
Genel Başkan
Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği
Tel: (+90) 312 4335981
GIDA DENETİMİNDE YETKİ KARGAŞASI
Gıda güvenliği ve güvenli gıda üretimi ve tüketimi insanın en temel haklarından biridir. Bu nedenle, gelişmiş ülkeler kendi gıda güvenliği sistemlerini insan sağlığını dikkate alarak sürekli geliştirme ihtiyacı içinde bulunmaktadırlar. İnsan sağlığı yanında, ülke itibarı, sektörün gelişmesi ve haksız rekabetin önlenmesi gibi hususlar da gıda güvenliğinin sağlanmasının önemini artırmaktadır.
Ülkemizi yönetenler ise, yetki, kaynak ve imkanları belli bir kurumda toplamak ve sistemi daha etkin hale getirmek yerine yetkileri dağıtarak savurgan bir şekilde gıda güvenliğini hiçe saymaktadır. Bu durum, bir yandan devlet kurumları arasında yetki paylaşımı sorununu getirirken diğer yandan insanımızın en temel insan hakkı olan güvenli ve sağlıklı gıdaya ulaşmasını engelleyecektir. Ayrıca, birbiriyle çelişen ve çakışan yetkilerle birçok kurumun aynı işi yapması, kaynak israfına ve asıl işin yapılamamasına yol açacaktır.
Gıda denetiminde yetkileri tek elde toplamak amacıyla 05.06.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5179 sayılı Kanun, daha TBMM’de yasalaşma sürecinde iken içi boşaltılarak yasalaştırıldı, özellikle gıda denetimi “Bakanlık tarafından yapılır” ifadesi yerine “ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde yapılır” gibi içi boş ve belirsiz kurumlara bırakıldı. Hükümetin “yerele devredelim” hevesinden kendini kurtaramaması ve “ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde yapılır” gibi açık olmayan, çelişkili ve birçok anlam yüklenebilecek ifadeyle Kanunun yasalaştırılması yapılarak daha sonra çıkacak Belediye Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu ve Büyükşehir Belediyesi Kanununa zemin hazırlanmıştır.
Dolayısıyla, Çankaya Belediyesi tarafından açılan her iki dava sonucunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın gıda denetimi konusunda uyguladığı her iki yönetmeliğin de yürütmesi durdurulmuştur. Böylelikle, Danıştay verdiği kararla gıda denetimi konusunda Belediyelerin de yetkili olduğunu onaylamıştır. Mahkeme kararı, Ülkemizde gıda güvenliği denetim hizmetlerinde hem Tarım ve Köyişleri Bakanlığını hem de belediyelerin yetkili olduğunu ifade etmektedir. Bu durum, aynı Hükümet döneminde birbirinden farklı ve çelişen kanunlardan ileri gelmektedir.
Danıştay’ın son kararı gereği gıda denetimi konusunda yetkili olduğu tescil edilen belediyeler, ne yazık ki gıda denetimi konusunda yeterli alt-ekipman donanımı, personel, teknik bilgi sorunları bir yana politik yaklaşımları nedeniyle çok farklı ve birbiriyle çelişen uygulamalar yapacağı açıktır. Kaldı ki, gıda üretimi ve denetimi su, kanal, yol, alt-üst geçit çalışması gibi yerel bir hizmet değildir. Gıda maddeleri, sadece ülke içinden temin edilen hammaddeler ile değil aynı zamanda ithal edilen hammaddeler de kullanarak çok değişik bileşimlerde, çok farklı şekillerde üretilmekte çok farklı yerlere, şehirlere hatta ülkelere gönderilmekte ve çok farklı tüketiciler tarafından tüketilmektedir. “İzlenebilirlik” yoluyla, gıda üretim – tüketim sürecinde ortaya çıkan sorunların çözümü mümkün olabilmektedir. Ayrıca, “yerel zihniyet” ile seçim dönemlerinde tüketici sağlığının korunması ve haksız rekabetin önlenmesi mümkün görülmemektedir. Bu nedenle, daha geniş bakış açısın gerektiren gıda denetimini, son gelinen yetki karmaşası sonucunda yerel bir yaklaşımla yürütmek mümkün değildir.
Farklı kurumlar tarafından farklı uygulamalar yapılması, gıda sektöründe haksız rekabete yol açacak, işyerleri mağdur edilecek ve tüketiciler sahipsiz bırakılacaktır. Yaşanan yetki kargaşası ve denetimlerdeki çok başlılık sonucunda ülke kaynaklarının etkin kullanılması, sektörde haksız rekabetin önlenmesi, tüketicinin korunması ve ülke itibarının korunması imkansız hale gelmiştir.
Diğer yandan, AB müzakere sürecinde “Gıda Güvenliği” başlığında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkili otorite iken bilgi birikimi ve teknik donanımı hiç de yeterli olmadığı halde sayıları 900’ü bulan sadece ilçe belediyeleri dış dünyada Türkiye’nin imajını olumsuz etkileyeceği açıktır.
Gıda konusunda yetki karmaşası ve çekişmeler yıllardır yaşanmış ve kimseye bir yarar getirmemiştir. Gelinen nokta itibarıyla, ülkemizde gıda denetimi konusunda bir başıbozukluk, yetki karmaşası, denetimsizlik, ülke itibarının ve tüketicinin korunması konusundaki sistemsizlik bir sistem haline gelmiştir. Ülkemiz insanı ve zengin tarım potansiyelini katma değer yoluyla işleyen, üreten ve ihraç eden gıda sektörü bu maceralara atılmayacak kadar değerlidir. İnsanımızı ve sektörü, yeni bir sorun yumağı ile karşı karşıya bırakmaya kimsenin hakkı yoktur.
Sonuç olarak, sürekli gelişen bir coğrafyada bulunan ve stratejik konuma haiz Türkiye’nin sağlıklı bir gıda denetim sistemine kavuşması gerekmektedir. Bu nedenle, Türk Milletinin ve Türk Sanayicisinin dünya ile rekabet gücünü artırması ve Türk insanının sağlığının korunması amacıyla hak ettiği yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği
Tel: (+90) 312 4335981
Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği ve Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Vakfı tarafından her yıl geleneksel olarak organize edilen iftar yemeği bu yıl da 17 Eylül 2008 tarihinde gerçekleştirildi.
Birlik ve Vakıf üyelerinin yanı sıra milletvekilleri, sivil toplum örgütlerinin davet edildiği, Başkent Öğretmen Evi’nde düzenlenen iftar yemeğine yoğun bir katılım gerçekleşti. Birlik üyelerinin büyük bir bölümünün katıldığı davette sivil toplum örgütlerinin başkanları, Bakanlığımız bürokratları, siyasiler, parti genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri, eski bürokratlar ve eski milletvekilleri de bizleri yalnız bırakmadı.
İftar yemeğinde kısa bir teşekkür konuşması yapan Genel Başkan Fehmi Kiraz, ülkemizin hassas günlerden geçmekte olduğunu, birlik ve beraberliğe en üst seviyede önem vermemiz gerektiğini, gerçekleşen bu yoğun katılımın Birliğimiz bünyesinde ne seviyede birlikte hareket ettiğimizi gösterdiğini, bundan sonraki tüm etkinliklerde ve yürüttüğümüz faaliyetlerde de yine bu birlik ve beraberlik duygusu içinde hareket etmemizin ne kadar önemli olduğunu vurguladı. Yaşanmakta olan siyasi ve ekonomik belirsizlikler sonucunda kurumlar kendi aralarında çeşitli gerginlikler yaşamakta olduğunu, bunun neticesinde kurumlar içerisindeki çalışanların değişik sıkıntılar içerisine girdiklerini, bu tablo karşısında bizim Birlik olarak yapabileceğimizin, dimdik ayakta durmak olduğunu, şu anda burada bulunmamızın bu duruşu gösterdiğini belirtti.
Ankara’da ikamet eden üyelerimizin yanı sıra, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir ve Konya illerinden de üyelerimiz yoğun katılımlarla davetimize icabet ettiler. Ayrıca teşekkür ederiz.
Başkent Öğretmen Evi’nde bize ayrılan Angora Salonu’nun gelen misafirlerimizi almaması sonucu bir salon daha açıldı.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞINA
(Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğüne)
ANKARA
İLGİ: 19.08.2008 tarih ve B.12.0.KKG.0.20.02.00.9413-030753 sayılı yazınız.
6968 sayılı Zirai Mücadele ve Zirai karantina Kanununa dayanılarak yeni bir yönetmelik taslak çalışmaları yapılmaktadır.
Yönetmelik ana hatlarıyla , reçetelerin kimler tarafından yazılacağını, nasıl yazılacağını ve sorumlulukları belirlemiştir ama müeyyidelere yer vermemiştir.
Taslağın 6.Maddesinde resmi ve özel kuruluşlar ile Zirai Mücadele konularında danışmanlık hizmeti veren kuruluşlarda zirai mücadele konularında en az 3 yıl çalışmış Bakanlık tarafından eğitim verilerek yeterli bulunmuş Ziraat Mühendisleri, Ziraat Teknisyenleri ve Teknikerlerinin reçete yazabileceği belirtilmiş olup, Bakanlığın vereceği eğitimin mahiyeti belirtilmemiştir. Ayrıca 3 yıl çalışmış olma şartı, takdir edilmelidir ki bir çok Ziraat Mühendisini mağdur edecektir. Ziraat Mühendisliği diplomasını almış bir Ziraat Mühendisinin reçete yazabilmek için başkasının yanında 3 yıl çalışmış olma şartı çalışma barışını etkileyebilir düşüncesindeyiz, şöyle ki hiçbir özel ve tüzel kuruluşun kendine rakip olacak Ziraat Mühendisini 3 yılı tamamlayacak şekilde düzgün bir şekilde çalıştırması güç olacağı gibi, reçete yazabilmek için bir Ziraat Mühendisini ileride rakibi olacak bir kuruluşta çalışmaya zorlamak çalışma hakkına aykırıdır düşüncesindeyiz. Öte taraftan Ziraat Mühendsileri dışında Ziraat Teknisyen ve Teknikerlerine reçete yazma yetkisini vermek Yüksek Ziraat Mühendisliği kanunu ve buna bağlı çıkarılan yönetmeliklere aykırıdır. .
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Ziraat Mühendislerine 7472 sayılı kanunla verilen yetkileri; hazırladığı yönetmeliklerle kısıtlamaktadır. Ziraat Mühendislerinin yetkileri 7472 sayılı kanunun 2.maddesinde belirtilmiştir. Anayasamızın 124.maddesinde Yönetmeliklerin, kanun ve tüzüklere aykırı olamayacağını düzenlemiştir. Düzenleme bu haliyle Anayasanın bu maddesine aykırıdır.
Zirai Karantina Müdürlüklerinde görevli Mühendisler (inspektörler ve Fumigasyon operatörlerü) reçete yazabilmelidir. Bir anlamda yaptıkları görev gereği halen uygulayıcı konumundadırlar. Zaten Zirai karantina Müdürlüklerinde görevi Ziraat Mühendisleri (İnspektör) , Zirai karantina İnspektör Yönetmeliğinin 10. maddesin de, görev yetki ve sorumlulukları belirtilmiş olup, bu maddelere göre de zaten yetkilidirler. Gerek fumigasyon gerekse de mekanik temizleme yaptırma yetkileri vardır. Bu konu yönetmelik taslağına da eklenmelidir.
Tarım ve Köyişleri bakanlığı, Köylerde istihdam etmek üzere Sözleşmeli Mühendis (4/B) istihdamı yapmıştır. Ancak köylerde ikamet ettirilen bu personel reçete yazma yetkisi de verilmelidir.
Örneğin , doktorlar , nerede görev yaparsa yapsın ilaç yazabilmektedir. Ancak belli başlı ilaçları ancak uzmanlığı olan doktorlar yazabilmektedir. Buradan hareketle , kalıntı
süresi uzun olan ilaçların yazımı belli uzmanlık alanına verilebilir.Yada zehirlilik derecesi yüksek olan ilaçların yada fumigant ilaçların yazımı belli şartlara bağlanabilir.
Bilindiği üzere hem Doktorlar hem de Veteriner Hekimler yazdıkları ilaçları etken maddeye göre değil Ticari isme göre yazmaktalar ve başarılıda olmaktadırlar. Bitkisel üretimde de ticari isimle reçetelerin yazılması, , Mühendislerin kendi bilgi ve becerisini sürekli yenilemesini de sağlayacaktır. Etken madde yazım yerine ticari isim yazılmalıdır.
Yetkisiz kişilerin reçete yazmasına karşı ve reçetesiz ilaç satanlara uygulanacak müeyyide belirtilmemiştir. Bu konu, yönetmeliğin uygulanabilirliği açısından son derece önemlidir.
İlaç bayileri , sattıkları ilaçların reçetesini de iki yıl muhafaza etmelidir. Böylece bayilerin ilaç giriş-çıkışlarıyla uyumlu reçeteli ilaç satışları da denetlenmiş olacaktır. Yönetmelikte böyle bir düzenlemeye yer verilmelidir.
Reçete yazacaklara sorumluluk verilmiş ancak hakları yazılmamıştır. Sorumluluğun yalnızca reçete yazana verilmesi doğru değildir. Çünkü, doğru ilaç yazımı kadar, yazılan ilacın doğru zaman ve dozajda uygulanması da önemlidir. Reçete yazacak kesim içerisinde taslakta gerçek kişiler yanında , kuruluşlara da bu yetkinin verildiği görülmekte olup, resmi kurumda görevli personelin yazacağı reçete karşılığında alacağı herhangi bir ücret görülmemektedir. Oysaki bu ücretlerin mutlaka bir standardı olmalıdır. Reçete de bulunması gerekli hususlar da zararlı organizmanın adı da yazılması gerekmekte olup, bu husus muayeneyi zorunlu hale getirmektedir.
Taslağın 15.Maddesinde reçetesiz ilaç satan ilaç bayilerinin yükümlülükleri belirtilmemiştir. Reçetesiz ilaç satan bayilere uygulanacak müeyyideler açıkça belirtilmelidir.
En önemli eksiklik de bir defa reçete yazma yetkisi almış olanların , kazanılmış haklarını saklı tutan düzenleme yer almamaktadır.Çalıştıkları yer/birim değişikliği halinde yetkileri kaybolabilecektir.
Bilgilerinize arz ederiz.
H.Hüseyin BAYRAM Fehmi KİRAZ
Gen.Başk.Yard. Genel Başkan
Genel Başkan Fehmi Kiraz konuşmasında; Meslektaşlarımız adına hocamızın bu büyük göreve atanmaları dolayısıyla büyük gurur duyduğumuzu, kendilerini tebrik ettiğimizi, yeni görevlerinde Birlik olarak üzerimize düşen ne tür sorumluluk olursa yerine getireceğimizi ifade etti.
Rektör Taluğ ise konuşmasında: “Yıllarca yayın kurulu başkanlığı ve çeşitli kademelerde yöneticiliğini yaptığım Birlik tarafından bu ziyaretin gerçekleştirilmiş olması beni çok mutlu etti. Meslek kuruluşlarının ne kadar önemli olduğunu yakinen biliyorum. Üniversite bilim üretmeli. Ancak bunu meslek kuruluşları ile entegre çalışarak başarabilir.” dedi.
Oldukça sıcak ve samimi bir ortamda geçen sohbette Rektör Taluğ, bu yıl Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün kuruluşunun 75. yılının kutlanacağını, geçmişi değerlendirmenin yanında geleceğe yönelik de stratejilerin, gelecekte tarımın ne olacağının ortaya koyulacağını, bu çalışmalar içerisinde bizlerin de yer alması gerektiğini ifade etti. “Topluluklar tarihleri ile yaşarlar” diyen Taluğ, Ziraat Fakültesi’ne bir müze yaptıklarını, tüm fakültelere bir örnek teşkil ettiğini belirtti.
Sayın Taluğ’a ve ekibine yeni görevlerinde başarılar dileriz.