Category Archive : Birlik

GELENEKSEL CUMARTESİ SOHBETLERİ

 

GELENEKSEL CUMARTESİ SOHBETLERİ

 

Konu              :   TÜRKİYE SÜT SEKTÖRÜNDE YENİ BİR MODEL

Bilgi Sunan    :   Dr. NURULLAH ÖZCAN

Tarih: 24 OCAK 2008

Saat  : 14:00

Yer   : TZYMB Prof. Dr. Orhan DÜZGÜNEŞ Toplantı Salonu

Sohbet toplantımıza tüm meslektaşlarımız davetlidir.

(TZYMB Yönetim Kurulu)

Not: Konuyla ilgili sunu yapılacaktır.

 
 
SUNUYA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ..

Birliğimiz Yönetim Kurulu Üyesi Üzeyir YÜREKLİ’nin babası vefat etmiştir.

Fındık gen kaynakları katlediliyor

Ankara- Türkiye Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği (TZYMB) Genel Başkanı Fehmi Kiraz, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin fındık üretiminde lider olduğuna dikkati çekerek, her yıl 1,5-2 milyar dolar ihracat yapılan bir ürünün on yıllardır araştırma ve deneme üretimlerinin yapıldığı, gen kaynaklarının korunduğu tek enstitünün arazisine ”göz dikilmesini” eleştirdi.

Belediye Meclisi’nin enstitünün arazisinin tam ortasından, tam olarak fındık genetik kaynakları projesine ait fındık materyallerinin koruma altına alındığı güzergahtan, 25 metre genişliğinde yol geçirilmesi kararını onayladığını belirten Kiraz, bu yolun Giresun trafiğini de rahatlatmayacağını öne sürdü.

Gen kaynaklarının korunması ve ıslah çalışmaları için ayrılmış alanın, ”bilimden, ziraattan ve tarımdan anlamayan insanlar ve yöneticiler tarafından çör çöp iki dal” olarak nitelendirilmesini şiddetle kınadıklarını kaydeden Kiraz, bu alanların 40 yılın araştırması ve fındık bitkisinin gen kaynakları olduğuna dikkati çekerek, Giresunluları, Tarım ve Köyişleri Bakanı’nı, Giresun Valisi’ni Fındık Araştırma Enstitüsü’ne sahip çıkmaya çağırdı.

Zirai Öğrenimin 163 üncü Yıldönümü Basın Bildirisi

TÜRK ZİRAAT YÜKSEK MÜHENDİSLERİ BİRLİĞİ
 “TÜRKİYE’ DE ZİRAİ ÖĞRENİMİN BAŞLAYIŞININ 163. YILDÖNÜMÜ”
BASIN BİLDİRİSİ
10.01.2009

 “Zirai Öğrenim”in başlayışının yıldönümü her yıl 10 Ocak tarihinde çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. TZYMB olarak bu yıl zirai öğrenimin 163 üncü yıldönümünü kutlamaktayız. Gelinen bu gün itibariyle zirai öğrenimin ve Ziraat Mühendisliği mesleğinin sorunları mevcut olmakla birlikte, maalesef ülkemizde zirai öğrenim ve Ziraat Mühendisliğinin yeri ve öneminin gereği gibi anlaşılmadığı görülmektedir.
1980’li yıllardan itibaren, ülkemizin mevcut tarım potansiyeli ve hedeflerine göre Ziraat Mühendisi istihdam planları yapılmadan, popülist politikalarla yeni kurulan her üniversiteye ilk olarak Ziraat Fakültesi açıldığı ve bunun sonucunda ülkemizde 28 adet Ziraat Fakültesinin mevcut olduğu ve maalesef bu fakültelerimizden mezun olan birçok meslektaşımızın ise işsiz olduğu acı bir gerçektir.
En azından bundan sonra zirai öğrenimde yeniden bir düzenleme yapılarak, mevcut Ziraat Fakültesi sayısının ülkemizin potansiyeli ve geçeklerine göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Ülkemizde bölge yada havzalar göz önüne alınarak altı yada yedi ilimize bir adet Ziraat Fakültesi düşecek şekilde orta ve uzun vadede yeniden planlama yapılmalıdır.
Diğer taraftan son yıllarda zirai öğrenim ve eğitim sisteminde çok sık şekilde değişiklikler yapıldığı görülmektedir. Kimi zaman fakültelerdeki bölüm sayısı dörde düşürülmüş, kimi zaman on bölüme çıkarılmıştır. Sivil toplum kuruluşlarının görüşleri de alınarak ülkemizin gerçekleri ve dünyadaki zirai öğrenim sistemleri incelenmek suretiyle zirai öğrenimde kalıcı ve uzun vadeli bir sistemin benimsenmesi gerektiğini düşünmekteyiz.
Ziraat Mühendisliği ile ilgili 7472 sayılı meslek kanununda Ziraat Mühendislerine verilen yetkilerin son zamanlarda çıkarılan bazı yönetmeliklerle Ziraat Mühendisi dışında bazı meslek sahiplerine de kullandırılmaya çalışıldığı görülmektedir. Bunun en somut örneği ise; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 04.10.2008 tarihinde “Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık” sınavı yapılarak Ziraat Mühendislerine kanunla verilen yetkiyi hukuksuz bir şekilde sınavla elinden alınmış ve formasyonu farklı diğer mesleklere paylaştırılmıştır. Bu haksız durum Birliğimizin gayreti ile yargıya intikal ettirilmiştir ve yargı süreci yakından takip edilmektedir.
Yaklaşık 7 milyar insanın yaşadığı Dünya’da 1 milyara yakın insanın gıda güvencesi yoktur. Açlık ve yetersiz beslenmeden dolayı insanlar ölmektedir. Tarım alanları sabittir ve her yıl insanoğlunun nüfusu artmaktadır. Ülkemizde ise nüfusumuz her yıl 1 milyon kişi artmaktadır. 2040’lı yıllarda nüfusumuzun 100 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Artan bu nüfusun gıda ihtiyacını karşılayacak tarımsal üretimin planlı ve yeterli bir şekilde artırılması gerektiği kaçınılmazdır. Bu gerçeğin ilgililerince yeterince kavranıldığı takdirde yukarıda sıraladığımız kötü tablonun değişeceği, Ziraat Mühendisliği mesleğinin değerinin kavranacağı ve altın çağına ulaşacağına inancımız tamdır. Yeter ki geç kalmayalım.
Saygılarımla…

 

                                                           Fehmi KİRAZ
                                                          Genel Başkan
                                        Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği
                                                     Yönetim Kurulu Adına

Sakarya Cad. 30/2 Kızılay/ANKARA
Tel: (+90) 312 4335981

“TÜRKİYE’ DE ZİRAİ ÖĞRENİMİN BAŞLAYIŞININ 163. YILDÖNÜMÜ”

“Zirai Öğrenim”in başlayışının yıldönümü her yıl 10 Ocak tarihinde çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. TZYMB olarak bu yıl zirai öğrenimin 163 üncü yıldönümünü kutlamaktayız. Gelinen bu gün itibariyle zirai öğrenimin ve Ziraat Mühendisliği mesleğinin sorunları mevcut olmakla birlikte, maalesef ülkemizde zirai öğrenim ve Ziraat Mühendisliğinin yeri ve öneminin gereği gibi anlaşılmadığı görülmektedir.

1980’li yıllardan itibaren, ülkemizin mevcut tarım potansiyeli ve hedeflerine göre Ziraat Mühendisi istihdam planları yapılmadan, popülist politikalarla yeni kurulan her üniversiteye ilk olarak Ziraat Fakültesi açıldığı ve bunun sonucunda ülkemizde 28 adet Ziraat Fakültesinin mevcut olduğu ve maalesef bu fakültelerimizden mezun olan birçok meslektaşımızın ise işsiz olduğu acı bir gerçektir.

En azından bundan sonra zirai öğrenimde yeniden bir düzenleme yapılarak, mevcut Ziraat Fakültesi sayısının ülkemizin potansiyeli ve geçeklerine göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Ülkemizde bölge yada havzalar göz önüne alınarak altı yada yedi ilimize bir adet Ziraat Fakültesi düşecek şekilde orta ve uzun vadede yeniden planlama yapılmalıdır.

Diğer taraftan son yıllarda zirai öğrenim ve eğitim sisteminde çok sık şekilde değişiklikler yapıldığı görülmektedir. Kimi zaman fakültelerdeki bölüm sayısı dörde düşürülmüş, kimi zaman on bölüme çıkarılmıştır. Sivil toplum kuruluşlarının görüşleri de alınarak ülkemizin gerçekleri ve dünyadaki zirai öğrenim sistemleri incelenmek suretiyle zirai öğrenimde kalıcı ve uzun vadeli bir sistemin benimsenmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Ziraat Mühendisliği ile ilgili 7472 sayılı meslek kanununda Ziraat Mühendislerine verilen yetkilerin son zamanlarda çıkarılan bazı yönetmeliklerle Ziraat Mühendisi dışında bazı meslek sahiplerine de kullandırılmaya çalışıldığı görülmektedir. Bunun en somut örneği ise; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 04.10.2008 tarihinde “Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık” sınavı yapılarak Ziraat Mühendislerine kanunla verilen yetkiyi hukuksuz bir şekilde sınavla elinden alınmış ve formasyonu farklı diğer mesleklere paylaştırılmıştır. Bu haksız durum Birliğimizin gayreti ile yargıya intikal ettirilmiştir ve yargı süreci yakından takip edilmektedir.

Yaklaşık 7 milyar insanın yaşadığı Dünya’da 1 milyara yakın insanın gıda güvencesi yoktur. Açlık ve yetersiz beslenmeden dolayı insanlar ölmektedir. Tarım alanları sabittir ve her yıl insanoğlunun nüfusu artmaktadır. Ülkemizde ise nüfusumuz her yıl 1 milyon kişi artmaktadır. 2040’lı yıllarda nüfusumuzun 100 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Artan bu nüfusun gıda ihtiyacını karşılayacak tarımsal üretimin planlı ve yeterli bir şekilde artırılması gerektiği kaçınılmazdır. Bu gerçeğin ilgililerince yeterince kavranıldığı takdirde yukarıda sıraladığımız kötü tablonun değişeceği, Ziraat Mühendisliği mesleğinin değerinin kavranacağı ve altın çağına ulaşacağına inancımız tamdır. Yeter ki geç kalmayalım.

Saygılarımla…

 

 

 

            Fehmi KİRAZ

                        Genel Başkan 
   Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği
                 Yönetim Kurulu Adına

YENİ YILINIZ KUTLU, MUTLU VE UMUTLU OLSUN.

 

Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur YAVAŞ Birliğimizi ziyaret etti.

Söz alan Mansur Yavaş ise şunları söyledi: “Davetiniz ve teşrifiniz için teşekkür ederim. Benim bu camia ile bağım, öğrencilik yıllarına dayanır. Buradaki birçok arkadaşımla Yıldırım Beyazıt Öğrenci Yurdu’nda o kadar haşır neşir olmuştuk ki, beni herkes ya ziraatli veya veteriner zannederdi.

1999 yılında Beypazarı’nda Belediye Başkanı oldum. 10 yıl içerisinde birtakım başarılara imza attık. Tanıtım yanında istihdam da sağladık. Kenti zenginleştirdik, güzelleştirdik. Hakkımızda binlerce haber çıktı. Ama Allah’a binlerce şükür ki, bu süre içerisinde aleyhimizde kötü bir yazı çıkmadı. Aksine, sürekli olarak Beypazarı’ndan ve yapılan güzel işlerden bahsedildi. Bugün elimize Ankara  için büyük bir fırsat geçti. Kamuoyundan da büyük teveccüh görüyoruz. Beypazarı’ndaki referansımıza bakarak, hangi partiden olursa olsun destek olma çabasındalar.

Bir tek amacımız var: Biz ülkücü kimliğimiz ile yemeden de çalışılıp başarılı olunabileceğini halkımıza ispat edeceğiz. Bu seçimde, birer seçmen olmaktan çıkıp, adeta birer Mansur Yavaş gibi yardımcı olmanızı talep ediyorum. İsmimizin etrafında esen bir rüzgar var. Bu rüzgarı arkamıza alıp, başarılı olacağımızı umuyorum. Vereceğiniz katkılardan dolayı da hepinize şimdiden çok teşekkürler ediyorum.”

Mansur Yavaş’ın açıklamalarının ardından, sohbet toplantısı şeklinde devam eden toplantıda üyelerimiz de soru, öneri ve görüşlerini ilettiler ve fikir teatisinde bulundular.

Sayın Yavaş’a seçim sürecinde ve seçimde Birlik olarak başarılar dileriz.

Sayın Yavaş hakkında daha detaylı bilgi ve iletişim için:

 

GELENEKSEL CUMARTESİ SOHBETLERİ: ALİ KÖMÜRCÜ

Ali Kömürcü’nün seminer konusu ile ilgili hazırladığı detaylı dokümana  http://www.tzymb.org.tr/koseyazilari.asp?yazar=12&yazi=58 adresinden ulaşabilirsiniz.

Birliğimizin ve Ordu Üniversitesi’nin acı günü

Samsun’un Çarşamba ilçesinde yaptıkları gezi sonrası dönerken meydana gelen kazada 4’ü öğrenci biri öğretim görevlisi 6 kişiyi kaybeden Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde yas var. Sabah erken saatlerde fakülteye gelen öğrenciler, kaza haberiyle birlikte gözyaşlarına boğuldu.

Öğretim görelisi Yrd. Doç Dr. Şahin Dere ile birlikte ikinci sınıf öğrencileri Kübra Penez (Çorum), Musa Gündüz (Batman), Hatice Özen (Karabük), Yasemin Yetim’i (Zonguldak) kaybeden fakültede ders yapılmadı. Kazada araç sürücüsü de hayatını kaybetti. 

25 Aralık Perşembe Günü; Saat 13:00’de Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ nde Düzenlenecek Törenin Ardından, Yard. Doç. Dr. Şahin DERE’nin naaşı, memleketi olan Eskişehir’e  uğurlanacak.

Kazada hayatlarını kaybeden, öğrenci kardeşlerimize  ve üyemiz Yard. Doç. Dr. Şahin DERE’ye Allah’tan rahmet, acılı ailelere ve tüm Sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.

TDK: ÖZÜRCÜLER EMPERYALİZMİN UŞAKLARIDIR

Değerli Basın Mensupları, 

     Bilindiği gibi, Türk Milleti, tarih boyunca Orta Asya’dan Avrupa’ya büyük fetihler gerçekleştirmiş, kültür ve medeniyet alanları oluşturmuş, karanlık çağları kapatıp insanlığı aydınlık yarınlara taşımış, büyük imparatorluklar kurarak yüzyıllarca farklı dinlerden, farklı ırklardan yetmiş iki buçuk milleti adalet ve barış içinde yaşatmış, bu yönleriyle  insanlığa bugün dahi niteliğine ve niceliğine ulaşılamamış  “insan haklarına saygı merkezli” bir “medeniyet güneşi” sunmuştur. 

     Bu güneşin ışıklarından korkan yarasa ruhlu topluluklar; yüzyıllar boyunca bir “Haçlı Ruhu” ile, askeri, ekonomik, sosyal, dini, etnik, psikolojik saldırılarla  milyonlarca Türk insanını hunharca katletmişlerdir. 

     Nihayet bu “Haçlı Sürüleri” tarihi emellerine kavuşmak üzereyken asırladır hür yaşamış büyük Türk Milleti Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde hiçbir şart altında “Türk’e kefen biçilemeyeceğini” “ Türk’e zincir vurulamayacağını” bütün dünyaya açıkça göstermiştir. 

     Ne yazık ki, Aynı merkezler bu politikalarını aynı inatla, aynı gayretle Cumhuriyet tarihimiz boyunca, bazen açıkça bazen sinsice, devşirdiği ve satın aldığı işbirlikçilerin de desteğiyle günümüze kadar ısrarla sürdürmüş, hedeflerine ulaşmak için artık son saldırılarına hazırlanmaktadırlar.  

     Son saldırılarına hazırlanan emperyalist güçler; 

     1- İçimizden devşirdikleri sözde aydınlara her vesileyle Türk milletine hakaret ettirmekte ve bunun karşılığında madalyalar vermekte, ekonomik refah imkanları sunmaktadırlar. 

     2- Bunlardan bir kısmına “Türkler bir milyon Ermeni öldürdü” sözünü söyletirken, diğer bir kısmına da “ Öldürdüğümüz Ermenilerden özür diliyoruz” dedirtmektedirler. 

     Değerli Basın mensupları, 

     Türk milletini hiçbir anlamda ve hiçbir alanda temsil etmeyen bu “Sözde Aydın”ların başlattıkları kampanya Türk Milleti büyük bir hayret ve derin bir endişe ile takip etmektedir.  

     Türk milleti hayret etmektedir:  

     Çünkü içinde yetiştirdiği, besleyip büyüttüğü, kıt imkanlarına rağmen okutup meslek, hatta şöhret  sahibi yaptığı bu insanların tarihe, hakka, hakikate, insanlık onuruna, bu toprakların kutsiyetine , toprağı vatan yapmış şehitlerin kanına, canına asla yakışmayan böyle bir hakareti, böyle bir gafleti, böyle bir nankörlüğü,  böyle bir insafsızlığı, böyle bir zulmü nasıl yapabildiklerini anlayamamaktadır. 

     Türk Milleti hayret etmektedir:  

     Çünkü içinde yetiştirdiği, besleyip büyüttüğü bu sözde aydın güruhunun

     – Ermeniler tarafından soy kırıma tabi tutulan milyonlarca Müslüman Türk insanın acısını, nasıl unuttuğunu,

     – Daha dün Karabağ’da, Hocalı’da Ermeniler tarafından katledilen on binlerce Türkün feryadını nasıl unuttuğunu,

     – Azerbaycan Topraklarının üçte birinin hala Ermeni işgali altında olduğunu,

     – 1.5 milyon Karabağ kaçkınının ağır şartlar altında inim inim inlemesini nasıl duymadığını,

     – Kerkük’te, Batı Trakya’da her gün katledilen, insani hakları göz göre göre çiğnenen insanlarımızın feryadını niye duymadıklarını anlayamamaktadır. 

     Değerli Basın Mensupları, 

     Türk Milleti bu tür kötü gelişmeleri derin bir endişe hatta dehşet içinde izlemektedir. Bu milletin bekasıyla, aşıyla, işiyle, emeğiyle, ekmeğiyle, toprağıyla, kimliğiyle, kültürüyle, tarihiyle, şerefiyle, diliyle, diniyle emperyalist güçler  rahatlıkla oynayabilmekte, korkusuzca saldırabilmektedirler.  

     Bütün bunlar da demokrasi adına, özgürlükler ve insan hakları adına yapılmaktadır. Daha da vahimi en alttan en üste kadar bu değerleri korumak ve kollamakla görevli olanların gözleri önünde kolayca yapılabilmektedir.

     Değerli Basın Mensupları

     Biz Türk Dayanışma Konseyi olarak diyoruz ki; 

     Türk Milleti ve bu ülke asla sahipsiz değildir.

     Bu Milletin ve bu ülkenin sahibi önce Alemlerin Rabbi olan Yüce ALLAH’tır.

     Sonra da Milletin kendisidir. İçinden çıkardığı yiğit evlatlarıdır, köklü kurumlarıdır.

     Hiç Kimse Türk Milletinin sabrını, soğuk kanlılığını, hoş hoşgörüsünü ve anlamlı suskunluğunu yanlış anlamasın.

     Hiç kimse yanlış hesap yapmasın. Tersini yapmak isteyen dönüp tarihe tekrar baksın. 

     Biz Türk Dayanışma Konseyi olarak diyoruz ki; 

     Köklü ve muhteşem bir geçmişe, dertli ve zor bir hale, kutlu ve umutlu bir geleceğe, önemli ve riskli bir vatan coğrafyasına sahip olan Büyük Türk Milleti bugün iç ve dış düşmanlarının açık ve sinsi saldırılarıyla ciddi bir yol ayırımı noktasına sürüklenmektedir.  

     Hiç kimse heveslenmesin. Hevesleri kursaklarında kalacaktır.

     Çünkü Türk Milleti Büyüktür.

     Elbette ki; Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet payidar kalacaktır. 

     Saygılarımızla. 19.12.2008