Haberin videosunu izlemek için aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız..
https://drive.google.com/file/d/0B2SGQwhfrIzXMzNsMHVUMEZ5ZUk/view?usp=sharing
Haberin videosunu izlemek için aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız..
https://drive.google.com/file/d/0B2SGQwhfrIzXMzNsMHVUMEZ5ZUk/view?usp=sharing
Türk tarımının bu zor döneminde Tarım Bakanlığı görevini devralan Sayın Ahmet Eşref FAKIBABA’ya yeni görevinde başarılar diliyoruz. Tarım Bakanlığının ülkemiz insanının beslenmesinde çok önemli bir yeri olduğunu ve dünyanın en önemli sorunu haline gelen gıda meselesinin ciddiyetle üzerinde durulması gerekmektedir. Yeni Bakanın bu bakış açısı ile tarım camiasındaki ziraat mühendisliği mesleğinin daha ciddiye alarak Bakanlığımıza yön vereceğine inanıyoruz.
Tarıma sadece buğday ile koyun mantığı çerçevesinde bakmayacağını, tarım sektöründe meslek disiplinlerine karşı daha duyarlı olacağına yürekten inanıyoruz. Yeni yönetim kadrosunu oluştururken tarımın temel sorunlarını bilen ve bu mesleğin içinden gelen değerli yetişmiş meslektaşlarımızla uyum içinde çalışacağını umuyoruz.
Özgeçmişi
16 Aralık 1951 tarihinde Şanlıurfa Birecik’de
doğdu. Birecik Lisesini başarıyla tamamlayıp, Atatürk Üniversitesi Tıp
Fakültesi’ni kazandı ve 1975 yılında mezun oldu. 1982 yılında İstanbul Taksim
İlkyardım Hastanesinde genel cerrahi uzmanlığını tamamladı. Aynı yıl Iğdır
Devlet Hastanesinde göreve başladı. 2 yıl Başhekimlik yaptıktan sonra 1984
yılında Birecik Devlet Hastanesine geçiş yaptı. 1992 yılında Şanlıurfa SSK
Hastanesine tayin oldu.
Türkiye
Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK, “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler dervişler
müritler ülkesi olamaz, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki
tarikat,medeniyet tarikatıdır.." diyeli neredeyse 1 asır oldu.
Atatürk’ün
bu sözü önemsenmedi. Atatürk’ün yaptığı işlemler ve uygulamalar kasıtlı olarak
din düşmanlığı olarak topluma yansıtıldı. Oysa Atatürk’ün yaptıkları, dinimizde
olmayan kutsal kitabımız Kuranı Kerim’de olmayan ve Peygamber efendimizin
(S.A.V) sahih sünnetlerinde olmayan hurafelerle mücadeledir.
15
Temmuz 2016 tarihinde emperyalist maşası FETÖ Terör Örgütü tarafından yapılan hain girişim temelde, yukarıda bahsedilen
Atatürk’ün ve aklı selim insanların gördüğü ve toplumu sürekli uyardığı
konuların dikkate alınmamasından kaynaklanmıştır.
Bununla
birlikte 21. yüzyılda bu kadar adice ve haince yapılan bu kalkışma kabul
edilemez ve lanetlenmeyi hak etmektedir. Ülkemizin bir daha böyle haince
saldırılara uğramaması için mutlaka aklın yolunda gitmeliyiz. Bu hain planı
yapan üst aklın en ağır şekilde, hukukun dışına çıkılmadan ve adalet duygusu
zedelenmeden cezalandırılmalıdır.
Bu
yargılamalar yapılırken emir komuta zinciri çerçevesinde zorunlu olarak emre
uyduğundan dolayı zillete düşen vatandaşlarımız ve askerlerimizin de adalet
duygusu içerisinde yargılanmalarının yapılması kamu vicdanının rahatlaması için
çok önemlidir.
15 Temmuz etkinlikleri
çerçevesinde kabul edilemeyecek hatalar yapılmaktadır. Türkiye Cumhuriyetinin
varlığını ve birliğini temsil eden kutsal bayrağımızın bazı kurumlarca
kullanılarak ve değiştirilerek kullanılmasını esefle ve şiddetle kınıyoruz.
Bununla birlikte yine
15 Temmuz etkinlikleri çerçevesinde Türk Askerinin sürekli kullanılması,
ağlayan, darp edilen ve bu kalkışmayı yapan vatan haini birkaç asker kılıklı
tiplerin üniformalı olarak resimlerde gösterilmesi şerefli ordumuza yapılan en
büyük hakarettir. Bu yanlıştan derhal dönülmelidir. Bu resimlerde sadece bu
kalkışmaya sebep olan hainlerin resimleri ve figürleri kullanılmalıdır.
Kutsal kitabımız Kuranı
Kerim’de ifade edildiği gibi “Allah’a en yakın olanınız (en büyük takva sahibi)
liyakata en fazla önem vereninizdir.” Hükmü gereğince işlerimizi yapmamız
gerekmektedir. Bunu yapmazsak yeni vatan hainleri, güç odakları ülkemizin
başına bela olabilir.
Ülkemizi yöneten ve
karar verici noktadaki herkese açık çağrımızdır. Liyakata önem verelim. Yeni 15
Temmuzlar yaşamayalım.
15 Temmuz 2016 yılında
meydana gelen hain girişimi bu vesile ile tekrar lanetliyoruz. Bunu yapan üst
aklın ve maşası FETÖ Terör Örgütünün en ağır şekilde cezalandırılmasını
istiyoruz. Bu uğurda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet
diliyoruz. Yakınlarına sabırlar diliyoruz. Devletimizin bu mağdurlara gerekli
desteği ve yardımı yapmasını talep ediyoruz. Haksız yere zillet içinde olanlara
bir an önce bu zilletten kurtulmalarını diliyoruz.
15 Temmuz 2016’da
olduğu gibi böyle bir girişimin tekrarında tüm üyeleriyle bu girişimi yapacak
olanların karşısında acımasızca anında dimdik duracağımızı bir daha deklare
ederiz.
Türkiye Cumhuriyeti
Devletini Türk Milleti ile birlikte ilelebet yaşatacağız.
TZYMB
TÜRK DÜNYASI TARIM ve HAYVANCILIĞINA BİR
BAKIŞ
Mazlum
BAYRAMOĞLU
Ziraat
Yük. Müh. (Zootekni)
Türkiye
Özellikle son zamanlarda et açığı gündemde en çok yer alan
konuların başında gelmektedir. Görülmektedir ki, kalıcı çözümler yerine günü
veya yakın geleceği kurtarma politikaları benimsenmiş durumdadır.
Zira Türkiye, et ihtiyacını karşılamak maksadıyla et tipi dişi
damızlık uygulaması başlatmış gibi görünüyor. Görünüyor diyorum çünkü, proje
köy ve çiftçi bazında plânlanmakla birlikte Bakanlığın taşra teşkilâtıyla
istişare yapılmamış olmalı ki, seçilen köyler genellikle kıraç köyler olduğu
gibi, çiftçiler de genellikle bu işin üstesinden geleceklerden öte gelişi-güzel
seçilmiştir.
Bilindiği üzere, hayvancılığın olmazsa olmazı olan yonca vb.
baklagillerden sulak arazide yüksek verim alınarak kârlı bir üretim
yapılabilir. Yoncası, diğer yem bitkileri, hayvancılık ve hayvan besleme
konusunda bilgisi ve hassasiyeti olmayan çiftçilerle söz konusu projeden
beklenen faydanın sağlanması mümkün değildir.
Oysa meseleyi kökten çözmek için;
Türkiye’nin coğrafya ve iklim şartlarına göre kısa, orta ve uzun
vadeli olarak Hükümetlere ve hatta Bakanlara göre değişmeyecek bir
program/proje/projeksiyon ile Tarım İşletmeleri (TİGEM) görevlendirilmelidir.
Şöyle ki, birinde Charollais (Şarole,) diğerinde Limousin (Limusin) olmak
üzere iki TİGEM İŞLETMESİ sadece iş için düzenlenerek ilk adım
atılmalıdır.
Yurt dışından getirilecek düveler ilk doğumları için kendi
ırklarıyla döllenerek saf Şarole ve Limuzin döller elde edilir ve bu şekilde
elde edilen yavrulardan erkekleri besiye, dişilerse aynı maksatla kullanılmak
üzere damızlığa ayrılır. Sonrasında yurt dışından getirilen ve birinci
yavrularını buzağılayan analar, ikinci yavru için döl verimi ve geniş kalça
yapısından dolayı doğum kolaylığı yüksek olan Blonde d’Aquitaine* spermasıyla
döllenerek doğacak yavrulardan erkekler besiye, dişilerse Belçika
Mavisi spermasıyla döllenerek tekrar bir melezlemeğe tabi tutulabilir.
Böylece bütün bu döllenmelerde doğan erkekler besiye, dişilerden
Belçika Mavisi melezlerine gerek Blonde d’Aquitaine gerekse Belçika
Mavisi sperması uygulamasıyla farklı çalışmalar da yapılabilir.
Ha, bu bir yazıdır ve yıllarını bu konulara ayırmış samimi bir
uzman teklifidir. Dikkate alınır veya alınmaz. Kaldı ki, zaten harfiyyen
uygulanacak diye bir iddia da söz konusu değildir. Ayrıca, belki başka
fikirlerin gelişmesine de vesile olabilir. Ancak dikkate alındığı takdirde
fazla değil beş yıl içinde nelerin değiştiğini görmek mümkündür.
Türk Dünyası
Soy, dil ve kültür birliğinin yanı sıra Türkiye’nin ve Türk
Dünyasının ortak çıkarları ve geleceği için karşılıklı münasebetler
artırılarak, ortak faaliyet alanları oluşturulmalı ve bir şekilde bütünleşme
yolları sağlanmalıdır. Ekonomik, sosyal vb. alanlarda yürütülecek olan bu
çalışmalarda tarım ve hayvancılık konusu da öncelikle hiç
vakit geçirilmeden uygulamaya sokulmalıdır.
Türkiye’den konuya ilgi duyan idealist Ziraat Mühendisleri ve
Veteriner Hekimlerden bir veya birkaç ekip oluşturularak Türk Dünyası
Tarım ve Hayvancılığının mevcut durumu, problemleri yerinde
incelenerek gerekli tespitler yapılmalı, bu tespitlere istinaden bu sektörlerde
neler yapılabileceği hususu ele alınmalı, gerekli “Islah ve Geliştirme
Projeleri” yapılmasının imkânları aranmalıdır.
Bunu yaparken tabiî ki Türk Dünyası konseptindeki bütün ülkelerin sözde
değil gerçek uzmanlarının da gerek fikir gerekse uygulamalara katılımına açık
olunmalı ve bilhassa sağlanmalıdır. Bu ekip veya ekipler, öncelikle
mevcut Gen Kaynaklarını tespit edip bu kaynakların muhafazası için
gereğini yapmalıdır.
Bilâhare yine uzman kadrolarla mevcut ırkların özellikleri,
üstünlükleri, kusurları tespit edilmeli ve hangi yönde Islah veya Çevirme
Melezlemesi gerekiyorsa ona göre proje yapılmalı ve uygulanmalıdır. Bu işin
başkaca yolu da görünmüyor.
______________________
* 4 -5 yaşlarında dahi yağlanmaz, eti değişime uğramaz,
böylece et kalitesi aynı kalır.
https://goo.gl/photos/FQc35JgruoYyzB2m6
Haberin fotoğrafları için aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız…
https://goo.gl/photos/DBs6qjiPJG5HkJKm8
Birliğimizin tamamen karşı
çıktığı ve görüşlerimizin de alınmadığı değişiklikler şunlardır.
1- Zeytinlik
alanların tanımı değiştirilerek Dekana en az 15 ağaç olan yeri zeytinlik saha
tanıyarak 15 ağacın altındaki bahçelerin zeytinlik olarak tanımayarak maden ve
rantiye sektörünün önü açılmaktadır.
2- Bilindiği
gibi meri Kanununda Zeytinlik sahanın 3 km yakınına sanayi tesisi, maden,
altın, taş ocağı kurulamıyordu.
Değişiklik
ile aynen Toprak Koruma Kurulunda olduğu gibi, her İlde Zeytinlik sahalarla
ilgili bir komisyon kurulacak ve zeytinlik sahanın dibine, içine sanayi tesisi,
altın, maden, taş ocağı kurulmasına izin verilecek.
TOPRAK
KORUMA KURULU GETİRİLDİ TOPLAM TARIM ALANLARIMIZIN 15 YILDA % 15’İNİ KAYBETTİK.
ZEYTİN SAHALARI KORUMA KURULU GELİRSE ARTIK NE KADARINI KAYBEDERİZ BİLEMİYORUZ.
Haberin fotoğrafları için aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız…
https://goo.gl/photos/QuJHqadKCVm1kmLQA
http://www.tarim.gov.tr/Konu/1803/Bitki_Sagligı_Uygulama_Programi_2017