Yazar: admin

ŞARBON KARANTİNASI

İSTANBUL SİLİVRİ’DE 5 MAHALLE ŞARBONDAN DOLAYI KARANTİNA ALTINA ALINMIŞTIR.
– HAYVAN VE ET DENETİMLERİNİN ÇOK CİDDİ ŞEKİLDE VE ÇOK SIK YAPILMASINI,
İSTİYORUZ.
TZYMB

ilgili haber linki:

http://www.hurriyet.com.tr/sarbon-suphesiyle-karantinaya-alinan-mahallenin-40944055

38 yıl önce bugün, 2 Eylül 1980. Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliğimize hain terör saldırısı.

38 yıl önce bugün, 2 Eylül 1980. Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliğimize hain terör saldırısı.Bombalama…
5 Şehidimiz var o gün. Ülkücü Şehit. 
Refik ARSLAN, Dursun İNCE, Ahmet ÇELİK, Hikmet ZAĞLANMIŞ, Baki AYHAN.
Mekanları cennet olsun.
Unutmadık unutmayacağız.
TZYMB

GIDA ENFLASYON DURUMU

BİRLİĞİMİZDE BAYRAMLAŞMA


RESİMLERİ GÖRMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ BAĞLANTIYI TIKLAYINIZ…

https://photos.app.goo.gl/Y9LG1jwmCq8tTyr86

GENEL BAŞKANIMIZ FEHMİ KİRAZ GÜNCEL PROGRAMINA KATILDI

Genel Başkanımızın değindiği konular başlıklar itibariyle şöyledir:

Gıda fiyatlarında kur artışları ve enflasyonun etkisi ile son dönemlerde artışlar yaşandı. ÜFE haziran ayı %23,71 oranında iken, TÜFE haziran ayı % 15,39’larda idi. Bu oranların birbirine yakın olması gerekmektedir.

Buğday fiyatlarında ise geçen yıla oranla %10’luk bir fiyat artışı mevcut bulunmakta. Ancak bu durum sonucunda ekmeğin fiyatında %20-25’lik artış uygulanan yerler de bulunmakta. yüksek fiyattan yapılan ekmek satışına müdahale edilmesi gerekmektedir.

Ekmek yapım maliyetlerinin içinde buğdayın oranı %25 iken, satış esnasında %10’luk buğday zammı ekmek fiyatına uygulanmamalıdır. Aynı şekilde susam fiyatlarının da simit fiyatlarını bu kadar artırmaması gerekmektedir.

Çiğ sütte meydana gelen fiyat artışı ise diğer tüm süt ürünleri fiyatını etkilemektedir. Gıdadaki enflasyon oranının %17-18’lerde olması maalesef ki bu fiyatların giderek yükselmesine sebep olmaktadır. Sütte devam eden sorun çözümlendiği zaman et sorunu da büyük oranda çözümlenebilir.

Bu gıda fiyatlarındaki artışı önleyebilecek argümanlar mevcut bulunmaktadır. Diğer gıda maddelerine oranla yaş sebze meyvede fiyatları düşürmek daha kolay bir uygulamadır. Tüketici olarak fiyatlardan etkilenilmemesi için toptan marketlerden kuru gıda alışverişi, yaş sebze meyvede ise pazara yönelim geçekleşirse bir nebze de olsa düşük fiyattan alışveriş yapmak mümkün olacaktır.

Güvenilir gıdaya ulaşımda, üretimin başından sonuna kadar denetim gereklidir. Denetim elemenı açığını kapatmak için ise en az 10000; ziraat, gıda, su ürünleri mühendisi ve veteriner alımı yapılması gereklidir. Organik ürünler tercih eden tüketiciler ise mutlaka sertifikasını sorgulamalı, ona göre alışverişini yapmalıdır. (Haber: Yakup AKIN)

Bekir Pakdemirli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Tarım ve Orman Bakanı

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ KİMDİR?
1973 yılında İzmir’de doğdu.
Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra, Başkent Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisansı, Celal Bayar Üniversitesi İktisat Bölümü’nde doktora çalışmalarını yürüttü.
Gıda, tarım, hayvancılık, teknoloji ve otomotiv alanlarında serbest girişimcilik yaptı. Çeşitli şirketlerin kuruluşunda ve yönetiminde bulundu. Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan bir firmada ve halka açık bir gıda firmasında Genel Müdürlük görevlerini üstlendi. Uluslararası bir gıda şirketindeki üst düzey yöneticilik görevinin ardından, yine aynı şirkette danışmanlık yaptı.
Turkcell, BİM ve Albaraka Katılım Bankası’nda yönetim kurulu üyesidir. Sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında Tarihi Kemeraltı A.Ş. ve Türkiye Ruh Sağlığı Tedavi Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliklerini, Anadolu Otizm Vakfı Mütevelli Üyeliğini, Sermaye Piyasası Yatırımcıları Derneği Üyeliğini sürdürmektedir.
Deniz kaptanlığı, pilotluk ve amatör telsizcilik hobileri vardır.
İngilizce biliyor. Evli, üç çocuk sahibidir.

“Gıda fiyatlarındaki artışın ana nedeni döviz kurundaki yükseliş..”

Fiyat artışındaki en önemli etken kriterin aracılar olduğunu belirten Kiraz, tarlada 30 kuruşa zor satılan soğanın on gün geçmeden marketlerde 6 liraya kadar çıktığını, bunun nedeninin de aracıların çokluğu olduğunu söyledi. Hal kanunundan dolayı ürün hale girmeden kesinlikle işlem yapılmadan dışarıya çıkamıyor, aracı sayısı fazla ve her biri %25-50 kar koyarak 3 ila 7 kat arası fiyat artışı meydana geliyor dedi. Bunun önlenmesi için aracı sayısının azaltılması gerektiğini, hem üreticinin bu artıştan faydalanamadığını, hem de tüketicinin zarar ettiğini belirtti.

Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu ve Hal Kanunu revize edilerek üye üreticilerden ürünün alındığı ve satılacağı yerdeki hale girdirmeden 50-60 market zinciri olan bir markete malını direk olarak verebileceği ve fiyatları dengelemek açısından en azından ürünlerin bir kısmında bu uygulamanın gerçekleştirilebileceği tavsiyesinde bulundu.    Önce Cumhurbaşkanımız, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı’nın bu fiyat ayarlamasını yapması gerektiğine değindi. Döviz düşmezse ürün fiyatları da bir süre daha artışına daha artışına devam edecek, dolar 5 lirayı geçerse yeni fahiş zamlar yolda demektir dedi.

Tarla domatesi yetiştiği zaman Temmuz’da Ağustos’ta fiyatı en fazla %25 geriler, sonbaharda ilkbaharda gördüğü fiyatın da üzerine çıkar. Dolar bu seviyede kalırsa Hal ve Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu düzeltilmezse enflasyon da yükselmeye devam ederse bu fiyatları maalesef arayacağız. 

Bu artışların hepsini spekülatörlere sebep bulmamız gerçekten de bu işin kolayına kaçmak demektir. Döviz kuru etkili, enflasyon bakısı etkili, esas etkili olan aracılar. Bu artışın sebebi sadece spekülatörlerdir diyemeyiz dedi. İşin çözümünün sistemi kurgulamakta olduğunu belirtti.

70’li 80’li yıllarda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olduğumuzu, şu anda üretimimiz fena olmamasına rağmen birçok ürünü dışarıdan alabildiğimizi belirtti. Ülkemizdeki 27 milyon ha tarım alanı 23,5 milyon ha tarım alanına düştü. Bu alanlar daha da azaldığını, 5 milyon ha sulanabilen alanımızın, 5 milyon ha da ekonomik olarak yatırım yapılıp sulamayı bekleyen kuru arazimizin olduğunu belirtti. Petrolden sonraki en fazla ithalat kalemimiz yağlı tohumlu bitkiler ve bitkisel ham yağ olduğunu belirtti ve sulu üretim alanlarımızı arttırmamız gerektiğine değindi.

Nüfusumuz artıyor ve tarım alanlarımız azalıyor, üretici bazına dönecek olursak girdi maliyetleri çok yükseliyor, üretimdeki kar marjı daralıyor. Maalesef üreticimiz bazen hiç kar etmeyip %5-10-15 kar marjıyla çalışıyor ve üretimi terk ediyor. Kırsal kesimimiz şehirlere göç veriyor. Köylerimizde genç nüfusumuz kalmıyor.

Eğitim çok güzel fakat taşımalı eğitimden dolayı öğrencilerimiz, gençlerimiz gözlerini şehirlerde açıyor. Bu da kırsal kesim açısından sosyal sıkıntıları oluşturuyor. Kırsal kesimde yaşanabilirlik zor durumda. Kırsal yaşamda yaşanabilirliği arttırmamız gerekiyor. Ürün girdi maliyetlerini düşürebilmemiz gerekiyor. Üretimde kâr marjının arttırılması gerekiyor dedi. Sağlık ve eğitim ile internet ve telefon gibi iletişim hizmetlerine kolay ulaşılabilmesi gerektiğine değindi. Ulaştırma ve yol koşullarının iyileştirilmesi, devlet olarak bu tedbirlerin alınması gerektiğini, üreten nüfusun köyde olması gerektiğini belirtti.

80 milyon insanımızın doyabilmesi için kırsalda yaşayan insanımızın insanca yaşamayı hak ederek gelirinin kar edebilirlik noktasında üretimin sürdürülebilirliğini devam ettirerek bizim bu insanlarımıza pozitif de olsa ayrımcılık yapmamız, destek olmamız lazım dedi. 

Hocamız Prof. Dr. Orhan DÜZGÜNEŞ ve ahirete irtihal eden meslektaşlarımız dualarla yad ediyoruz

Orhan Düzgüneş ( 1917)

Prof. Dr. Orhan Düzgüneş 1917 yılında İstanbul’da bir balıkçı köyü olan Rumeli Kavağı’ndı doğdu. Babası, Bulgaristan’ın başkenti Sofya’nın 120 km kuzeydoğusunda ve Tuna’nın kolu olan Osma Irmağı kıyısındaki Lofça’nın eşrafından ve İstanbul’dan Anadolu’ya silah ve cephane kaçırılması faaliyetlerine yadım etmiş olan polis memuru Aziz Efendidir. Annesi Gerede’lidir. 

İlkokulu Gerede’de orta ve lise öğretimini parasız yatılı öğrenci olarak Kastamonu Lisesi’nde 1934 yılında, Fen kolundan pekiyi derece ile mezun olan Düzgüneş, yüksek öğrenimine Yüksek Ziraat Enstitüsü’nde 1934’de başlamış ve 1938 yılında birincilikle öğrenimini tamamlamıştır.

Bu üstün başarısı dolayısıyla, iki ay süre ile Tarım Bakanlığı tarafından Macaristan’a gönderilmiştir. Askerlik görevini 1938 yılında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayında teğmen olarak bitirdikten sonra, aynı yıl Yüksek Ziraat Enstitüsü bünyesinde bulunan Zootekni Enstitüsü’nün asli asistanlık imtihanını kazanmış ve 1946’da pekiyi derece ile doktorasını tamamlamıştır. Aynı yılın sonunda Amerika Birleşik Devletlerine gederek, burada yapmış olduğu bir araştırma sebebiyle "Sigmaxi" adlı ilmi araştırmalar derneğine üye seçilmiştir. Yurda döndüğü 1950 yılında İngilizce’den Devlet lisan imtihanını kazanmış ve 1951’de doçentliğe yükselmiştir. 1953 yılında Avrupa Zootekni Federasyonu Hayvan Genetiği Çalışma Gurubu Türkiye temsilcisi seçilmiştir.

Amerika’ya 1955 yılında ikinci defa giden Düzgüneş, Nebraska ve Jowa Üniversitelerinde çalışmış, 1956’da yurda dönmüş ve 1957 yılında Profesör olmuştur.

Yurda döndükten sonra, Genetik, İstatistik ve Hayvan Islahı, Hacattepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde iki yıl süre ile biyoistatistik derslerini okumuştur. Bu arada İskoçya’da ve Almanya’da incelemelere bulunmuştur. 

Prof. Dr. Orhan Düzgüneş, 1968-1970 yılları arasında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanlığı yapmış, ayrıca Genetik Biyometri kürsüsü Kurucu Başkanlığı görevlerini de başa8ıyla yürütmüş, iki dönem Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığı, Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Başkanlığı ve 1984’de de Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü görevlerinde bulunmuştur.

Amerika, İskoçya ve Almanya’dan başa, İsrail, İspanya, İtalya, Fransa ve Türk Cumhuriyetleri gibi ülkelere semahatlar yapmış ve bir çok bilimsel toplantıya katılmıştır.

Ülkücü Öğretim Üyeleri Ve Öğretmenler Sendikası Başkanlığı ve Ülkücü Öğretmenler ve Öğretim Üyeleri Derneği Başkanlığı yapan Prof. Dr. Düzgüneş, 1973 yılında Türk Ocakları Ankara Şubesi Başkalığı, 1974’de de Türk Ocakları Genel Başkanlığı’na seçilmiştin. Hamdullah Suphi Tanrıöver’den sonra en uzun süre, yirmi yıl, adı geçen tarihi kuruluşta Genel Başkanlık yapan Prof. Dr. Düzgüneş, 1994 yılında bu görevinden ayrılmış, ölünceye kadar Türk Ziraat Mühendisleri Birliği Vakfının Genel Başkanlığı görevini yürütmüştür.

1986 yılı Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu’nun "Hizmet Ödülü" Prof. Dr. Orhan Düzgüneş’e verilmiştir. 

Prof. Dr. Düzgüneş, ayrıca Türk Biyologları Cemiyeti, Türk İstatistik Derneği, Sigmaxi, Amerikan Genetik Societiy, The Biometry Societiy ve Avrupa Zootekni Federasyonu Hayvan Genetiği Komisyonu gibi mesleki derneklerde ve kuruluşlarda üyeliklerde bulunmuş, Tarım Bakanlığı Hayvan Islah Komisyonunu Üyeliği, Milli Eğitim Bakanlığı Strateji ve Metot Komisyonu Üyeliği, Tarım bakanlığı Teknik Tavukçuluk Kuruluşu Üyeliği, Devlet İstatistik Enstitüsü Danışma Kurulu Üyeliği gibi görevleri de yürütmüştür. 

Çok sayıda ilim adamının yetişmesine yardımcı olan Prof. Dr. Düzgüneş, konusuyla ilgili 14 kitap ve yüzün üzerinde makale ve araştırma yayınlamıştır.

Almanca ve İngilizce bilen Düzgüneş evli ve iki çocuk babası idi. 

27 Haziran 1996’da Ankara’da bir kalp krizi sonucu vefat eden Düzgüneş, 28 Haziran 1996’da Ankara Karşıyaka mezarlığına defnedilmiştir.

KENDİ DİLİNDEN HAYATI

73 yaşındayım ve emekli bir profesörüm. Babam İstanbul’dan Anadolu’ya silah ve cephane kaçırılması faaliyetlerine yardım etmiş bir polis memuru idi. Annem Gerede’de doğup büyümüş, sonra İstanbul’ a gelmiş ve babamla evlenmiş. 1917 yılında İstanbul Boğaziçi’nde bir balıkçı köyü olan Rumeli Kavağı’nda doğmuşum. İlkokulu Gerede’de 1928’de, liseyi Kastamonu’da 1934’te, Üniversiteyi de Ankara’da Ziraat Fakültesinde 1938’de bitirdim, hep birinci olarak. Yedek subaylıktan sonra mezun olduğum fakültenin Zootekni Enstitüsüne (o zamanlar bölüm ve kürsü deyimleri yoktu) stajyer asistan tayin edildim. İkinci cıhan harbi sırasında ikini defa askere çağrıldım. 1942’de ikinci sınıf asistan oldum. 1946’da doktoramı tamamlayıp birinci sınıf asistanlığa yükseltildim ve A.B.D. ne gönderildim. Kalifornia Üniversitesinde Genetik, istatistik ve Hayvan İslahının Genetik Esasları konularında çalıştım. Bir ilmi dergide yayınlanan araştırmamın beğenilmesi sonucu, Amerikan bilim adamlarının kuruluşu olan Sigma X isimli derneğe üye seçildim. Sonradan "Biometrics"derneğine de kabul edildim.

1950’de fakültemdeki görevime döndüm. 1951’de Doçent, 1957’de Profesör oldum. Bu arada Nebraska Üniversitesi ile fakültemizin yaptığı bir anlaşmadan yararlanarak bir yıl daha Amerika’da çalışma, bir yayın yapma ve kendi sahamızda bir numaralı otorite olan Profesör J.L.Lush’ın doktora derslerin takip etme imkanını buldum.

1941’de Almanca’dan, 1950’de İngilizce’den devlet lisan imtihanlarını kazandım. Ziraat Fakültesinde Genetik, İstatistik ve Hayvan İslahının Genetik Esasları derslerini başlattım. Bu derslerin müteaddit defalar basılan kitaplarını yazdım. Ankara ve Hacettepe Tıp Fakültelerinde Biyoistatistik dersi de benimle başlatıldı.

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinin ilk yönetim kurulunda üyelik yaptım. 6 sene müddetle bu fakültede hayvan İslahı derslerini verdim ve Zootekni Kürsüsünü yönettim. Bu arada Ege Üniversitesinin Bilgisayar Merkezinin kurucusu ve yöneticisi olan Prof.Dr.Oğuz Manas’ın doktora çalışmalarını yönettim. Halen Üniversiteden ayrılmış olarak TKV ile çalışan Prof.Dr.Turgut Gönül’ün doktorası ve Doçentliği de benim nezaretimde yapıldı. 

Atatürk Üniversitesinin ilk yıllarında 2 ay hizmet verdim.

Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun (TÜBİTAK) faaliyete başladığı 1963 yılından itibaren 7 yıl süre ile mesleğimle ilgili araştırma grubunun yürütme komitesinde üyelik yaptım. Bu kurumun 1986 yılı Hizmet Ödülü’ne layık görüldüm. 

1968’de fakülteme Dekan seçildim. Dekanlığım Üniversitelerimizde anarşinin başlayıp hızla büyüdüğü döneme rastladı. Bununla beraber, sonradan maalesef devam ettirilmeyen birçok yenilikler yaptım. Bu arada genetik ve biyometri kürsüsünün kurucu başkanlığına seçildim. Şimdi Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı olan Prof.Dr.Tahsin Kesic, bu kürsüde Doçentliğini yaptıktan sonra kürsüyü ona devrettim. Ancak bu kürsü ile ilişkimi kesmedim. Aslında genetik ve biyometri benim yan konularımdır. Bu konularla iyi bir hayvan islahçısı olabilmek için ilgilendim. 1985’de yaş haddinden emekli olmadan önce, 1,5 yıl kadar A.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsünü idare ettim.

Mesleki çalışmalarım arasında ders kitaplarından başka bir kısmı dış ülkelerde yayınlanmı
ş araştırmalarım ve mesleki makale raporlarım da tatmin edici bir işgal ederler ise de A.B.D. inden getirdiğim yeni disiplinlerin (genetik, istatistikve islahın) öğrencilere ve genç araştırmacılara benimsetilmesi için daha fazla vakit harcadım. Uygulayıcı kuruluş olan Tarım Bakanlığına bağlı hayvancılık kurumlarında modern hayvan islahı metodlarının kullanılması ,ç,n adeta mücadele ettim. Bundan sadece o zamanki Ziraat İşleri Genel Müdürlüğünde muvaffak oldum. Bu genel Müdürlüğün hayvancılık konularında da faaliyet göstermeye başlaması için kanuni yollar buldum ve bu yollardan Türk Çiftçisine çok yararlı adımların atılmasına yardım ettim.Bunlardan biri, köy sığırcılığının islahı islahı için geliştirip uygulamaya koyduğumuz projedir. Bu, inek populasyonu 150’nin üğstünde olan köylerde boğa barınağı tesis etmek, aşımları burada yapmak ve bakıcısını eğiterek köyde buzağı büyütme, gebe ve doğurmuş ineklere bakım konularında rehberlik yapmasını sağlamak gibi çok faydalı bir çalışma idi. 6 yılda kapsamı 1100köye çıkarılan bu projenin askıya alınmış olması bence büyük bir hata olmuştur.

O zamanki Devlet Üretme Çiftliklerinde hayvancılık şubelerinin kurulmasında müessir oldum ve buralardaki hayvancılık faaliyetlerinin düzenlenmesine yardım ettim. Bu arada Malya Çiftliğinde Orta Anadolu şartlarına uygun Karamandan çok daha verimli yeni bir koyun ırkı geliştirdim.

Tavukçulukta dışa bağımlılıktan kurtulmak amacı ile Prof.Dr.Turgut Gönül ile geliştirdiğimiz projeyi kabul ettirerek bunun yumurtacı hibrit ebeveynleri geliştirme bölümünün koordinatörlüğünü üstlendim. Bu görevle ilgili olarak Ankara Tavukçuluk Enstitüsünde çeşitli yerli ebeveyn hatların elde edilmesini sağladım. Bakanlığın hayvancılık faaliyetlerini planlayan "İslahı Hayvanat" komisyonunda (ki son yıllarda ilga edilmiştir) Ziraat Fakültelerinin temsilcisi olarak 20 yıldan fazla üyelik yaptım.

Hayatımın bir kısmı da benim için çok değerli olan iki konudaki çalışmalarla geçti. Bunlardan biri Ziraat Mühendisliğinin yurt tarımını geliştirmede etkinliğini arttırmak ve en azından diğer mühenfislik dalları kadar önemli ve lüzumlu olduğunu ilgililere benimsetmek, diğeri de her seviyedeki öğretim ve eğitim müesseseleri için sağlam karakterli, bilgili, vatan ve millet sevgisi ile meşbu öğretim elemanlarının yetiştirilmesini ve istihdamını sağlamak.

Emekli olduğum tarihten bu yana mensup olduğum bölümün fakültenin ve üniversitenin teklifleri ile sözleşmeli olarak hocalığa devam etmekteyim.

1996’da kaybettik. Zootekni Camiasınca her zaman anılacak. Allah rahmet eylesin.

Türk Ocakları’nın Hamdullah Suphi TANRIÖVER’den sonra en uzun süre görev yapan eski genel başkanlarından, bir zooteknist olarak bilimsel ışığı ve kitaplarından yararlandığımız Prof. Dr. Orhan DÜZGÜNEŞ’i vefatının yıldönümünde rahmet ve minnetle anıyoruz.

Ziraat Mühendisliği Dergisi artık Dergipark’ta

Birliğimizin yayın organı olan Ziraat Mühendisliği Dergimiz, Ziraat Dergisi adı ile yayınlanmakta iken, Temmuz 1966‘da 265. sayısı ile isim değiştirme kararı alarak 1. sayıdan tekrar başlayıp bugüne kadar yayına devam edegelmiştir.
Geçtiğimiz aylarda verdiğimiz yoğun emekler sonucunda dergimizin büyük kısmı dijital ortama aktarılarak herkesin ulaşabileceği şekilde (açık) erişime açılmıştır.
Yine geçtiğimiz yıl Kasım ayında başlattığımız, TÜBİTAK ULAKBİM çatısı altında, Türkiye’de yayımlanan akademik dergiler için elektronik ortamda barındırma ve editoryal süreç yönetimi hizmeti sunan Dergipark‘a dahil olma çabalarımız, geçtiğimiz günlerde sonuç vermiş, başvurumuz kabul edilmiş, en son sayı olarak yayınlanan 364. sayımız aktarılmıştır. Eski sayıların aktarım süreci devam etmektedir.
DergiPark; dergilerin ulusal ve uluslararası dizinlere girebilmesi için standart bir alt yapı hizmeti sunmaktadır. Dergimizin de ulusal ve uluslar arası dizinlere dahil edilme süreci de başlatılmış olup, TR- DİZİN‘deki başvurumuz inceleme aşamasındadır.
Ziraat Mühendisliği Dergisi’nin makale kabul, değerlendirme, hakemlik gibi tüm işlemleri bundan sonraki süreçte Dergipark üzerinden gerçekleştirilecektir.
Malumunuz, bu tür akademik yayınlar, özellikle dizinler tarafından taranıyor/takip ediliyorsa, belli periyotlarla çıkarılması gerekir. Bunu sağlamanın yegane yolu da dergiye makale sağlanmasıdır. 
Özellikle akademik camiada, akademik camia ile işbirliği içerisinde, araştırma enstitülerinde görevli üyelerimizden ve bulundukları çevrelerden dergimize makale katkısında bulunmalarını talep ediyoruz. 

Dergimizin Dergipark adresi:

Buradan, "Makale Gönder" butonuna tıklayarak makale gönderim sürecini başlatabilirsiniz.  

Ankara Ziraat’te Mezuniyet Coşkusu

Törende bir konuşma yapan Dekan Prof. Dr. Ergin Dursun:

Genel Başkanımız Fehmi KİRAZ, dereceye giren öğrencilere ödüller takdim ederek “Çiçeği burnunda meslektaşlarımız, aramıza hoş geldiniz, hayırlı olsun. Meslek hayatınız boyunca başarılarınız daim olsun” dedi.